İmam Hasan Askeri, müminlerin alametleri hakkında şöyle buyurdu,

"Müminin beş alameti vardır: Elli bir rekât namaz kılmak, Erbain Ziyaretini okumak, yüzüğü sağ ele takmak, toprağa secde etmek ve "Bismillahirrehmanirreheim"i yüksek sesle okumak." ( Biharu'l-Envar, c.98, s.329)

Elli bir rekât namazdan amaç, on yedi rekât farz namazların yanı sıra nafile namazları kılarak, eksiklikleri ve zafiyeti gidererek ikmal kılmaktır Ve özellikle seher vakitleri gece namazını ikame etmenin çok yararlı olduğu da açıklanmıştır.

Elli bir rekât namaz, Şiaların özelliklerinden ve Hz.Resullulah(s.a.a)in miraç armağanıdır. Belki, Namaz dinin sütunu ve Müminin miraç vasfı olmasının sırrı, emrin miraçtan gelmiş olmasıdır. Ve Ayni şekilde insanı miraca götürülmesidir.

Başka bir ifadeyle, özelliklerin tümü Şia'nın özelliklerindendir. Çünkü yalnız Şia da toprağa secde etmek vardır ve Şia'nın dışında " besmeleyi" ya söylemezler ya da yavaş telaffuz ederler. Şia yüzüğü sağ ele takmayı ve erbaini müstahap bilmiştir.

Şiaların sıfatlarıyla ilgili başka bir rivayette İmam Sadık (a.s) dan şu ayetin "Kuşkusuz İbrahim (a.s) da onun izinden gidenlerdendir."(Saffat,83) tefsiri sorulduğunda buyurdular:Hz. İbrahim (a.s) gökyüzüne baktığında arşın bir tarafında çok parlak bir nur gördüğünde sordu:Ya Rab bu nur kimin nurudur?

Denildi ki:" Bu kendi sıfatımdan yarattığım Hz. Muhammed(s.a.a)in nurudur."

Hemen yanında bir nur daha görüldüğünde dedi ki: "Ya Rab Bu nur kimin nurudur?"

Denildi ki: "Bu dinimi koruyan Ebu talibin oğlu Hz. Ali (a.s)in nurudur."

Hemen Yanında üç nur daha göründüğünde sordu: "Ya Rab bu nurlar kimlerin nurudur?"

Denildi ki:" Bu nurlar Hz.Fatıma(a.s)in ki, onun sevgisi cehennem ateşine karşı bir siperdir. Ve oğulları Hz. Hasan ve Hz.Hüseyin(a.s)in nurlarıdır." Daha sonra o nurların yanında dokuz nur daha gördüğünde dedi ki:"Ya Rab bu nurlar kimlerini nurudur?" Denildi ki: "Ey İbrahim Bunlar Hz.Ali ve Hz.Fatıma(a.s)ın oğullarının nurlarıdır."

Hz. İbrahim(a.s)dedi "İlahi öğrettiğin beş tanesinden başka bilmiyorum, onların hakkına bana dokuz tanesinin kimler olduğunu da öğretin."

Denildi ki: "Ey İbrahim onların ilki, Hz. Hüseyin'in oğlu Ali, Onun oğlu Muhammed, onun oğlu Cafer, onun oğlu Musa, onun oğlu Ali, onun oğlu Muhammed, onun oğlu Ali, onun oğlu Hasan Askeri, onun oğlu El Kaim El Mehdi(Allah'ın selamı cümlesinin üzerine olsun)"

Ve daha sonra dedi ki: "İlahi senden başka sayıp bitiremeyecek kadar nurlar görüyorum. Bu nurlar kimlerin nurudur?" Denildi ki: "Bunlar Emir'ül-Müminin Ebu Talibin oğlu Hz. Ali(a.s)in Şialarının nurlarıdır." Dedi: "Ya Rab, O Şiaların Özellikleri nedir?"

Denildi ki:" Elli bir rekât namaz kılmak, yüzüğü sağ ele takmak, toprağa Şükür secdesi etmek "Bismillahirrehmanirreheim"i yüksek sesle okumak, Rükuya gitmeden önce kunut tutmak."

Hz. İbrahim(a.s)şöyle dua etti:"Allah'ım beni Emir'ül-Müminin Hz. Ali(a.s)in Şialarından ve sevenlerinden karar kıl."(Medinet'ül Meaciz, c.4,s.38) Bu hadisten de anlaşılıyor ki; Müminlerin ve Şiaların has özellikleri vardır. Ancak şu özelliklere sahip olunduğu takdirde gerçek müttakilerin sıfatlarına ulaşılmış olunur.

Erbain ziyaretinin önemi sadece imanın belirtilerindendir olması değildir; belki namaz dinin sütunu olduğu gibi erbain ziyareti ve Kerbela vakıası velayetin sütunu olmasıdır.

Ayrı bir ifadeyle, Hz.Resulullah(s.a.a)buyurmuşlar:"Size iki değerli emanet bırakıyorum Kuran ve itretim" Allahın kitabı ki dinin özüdür; dinin sütunu da namazdır buyrulduğu gibi" itretin" özü de erbain ziyareti ve Kerbela olayının varlığıdır.

Bu açıdan İmam Hasan Askeri (a.s) bu iki özelliği müminin sıfatlarından olduğunu buyurmuşlardır. Çünkü Namaz, insanı her turlu acı ve tatlı olaylarda sabırsız, acelecilik ve cimrilik tutum ve gidişatlarından kurtarıp ilahi rahmet kapsamına has kıldığı gibi, erbain ziyareti ve kerbela hakikatinin özüde insanı acelecilik, cimrilik ve sabırsızlıktan önleyip eğitim, öğretim ve nefsi tezkiye esasları gözetilerek asıl hedefe ulaşmasına vesile olmaktadır.

İmam Hüseyin (a.s)'in Erbain'i ve Kırk Sayısının Önemi

Erbain ve kırk sayısı Allah sırlarından bir sırdır. Çünkü âlemde hiç bir iş bir işten ve hiç bir şey bir şeyden bir erbain geçmedikçe ikmal olmuyor. Burada sadece bir kaç tanesini zikir etmekte fayda vardır. Ceninin anne rahminde gelişim aşamasının her bir aşaması bir erbainin geçmesiyle ikmal olmaktadır.

Genelde ilahi Enbiyalar kırk yaşında Risalet makamına seçiliyorlar. Hz. Musa(a.s)ın kırk gece Allah ile mulakat özelliği. Gece namazında kırk müminin adını zikir ederek dua etme hususiyeti. Komşularından kırk evi komşu olarak değer vermek özelliği, Hz. Âdem(a.s)in oğlu Habil'e kırk gün ağlaması, işte bunlar gibi birçok özellikler kırk sayısının ne kadar önemli olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Rivayetlerde, Enbiyalara, evliyalara, mümin kullara ve Allaha ibadet edenlerin ölümlerinden sonra kırk gün ağlanmıştır. Ama Hz. Hüseyin(a.s)ın şahadetinde gökyüzü ve yeryüzü kırk gün kan ağladılar. Elbette ki kan ağlamalarını bu gözlerle görülecek manada değil ki her kes baktığında görebilsin.

Rivayetlerde onların kan ağladıklarını beyan etmişlerdir. O gün gökyüzünde ve yeryüzünde olup biteni bu zahiri gözler göremezlerdi. Ancak basiret sahibi gözler onların kan ağladıklarını görebilirler. İmam-ı Zaman (a.f) İmam Hüseyin (a.s) için buyurmuşlar:"Eğer gözyaşım bitmiş olsa, senin için kan ağlarım."

Ölümden sonra kırkı değerlendirmek, tüm milletler ve dinler arasında resmiyet kazanmıştır. Bazıları bir ay bazıları da kırk gün bazıları elli gün geçtikten sonra ölenin kırkını değerlendiriyorlar.

Müslümanlar arasında ve özellikle Şialar da Masum İmamların(a.s)ın şahadetlerinin ilk kırkına önem vermişlerdir. Ama Hz.Hüseyin(a.s)ın şahadeti şu özelliğe sahiptir ki, hz.Hüseyin(a.s)ın erbaini-kırkı her yıl olduğu gibi yapılmakta ve bu tutum kıyamet kadar süreceği beyan edilmiştir. Bundan da anlaşılıyor ki; Hz.İmam Hüseyin(a:s)in Erbaini, velayetin sütunudur. Velayetin sütununa âşık olmak hakikatin özüne âşık olmaktır.

Erbain Ziyaretinin Etkin Rolü

Rivayetlerde Hz.İmam Hüseyin(a.s)in erbaini için önemli desturlar vardır. Örneğin o güne mahsus olan ziyaret namesi öğleden önce okunup ve ardından iki rekât namaz kılınırsa o an edilen dua müstecab olur.

Erbain ziyaretinde, Hz. İmam Hüseyin(a.s)in kıyamının hedefi, Hz.Resulullah(s.a.a)in Risalet hedefinin aynısı bilinmiştir. Kuran ve Nehcül Belaga da, İlahi Enbiyaların Risalet hedefi, iki temel üzere bina edilmiştir.

Bir Halkı bilgilendirmek iki onları nefislerini temizlemekte bigilendirip akıllı kılmak. İlmi olmayan kimse, Allah'ın desturunu bilemez ve kendisini terbiye ettiremeyen başkalarını da terbiye edecek güce sahip olamaz. Bazen bilgilide oluyorlar; fakat akıl sahibi olmadıklarından dolayı kendi bilgilerine amel etmiyorlar. Bu neden den dolayıdır ki; Allah, Enbiyaları(a.s)Halkı bilgilendirmek ve nefsi tezkiye etmek için seçmiştir. Böylece doğru yolu göstererek halka iyileri tanıtarak iyi olanlara amel etmelerini sağlamışlardır.

Kuran-i kerim de Hz. İbrahim(a:s)in diliyle naklolundu ki; Allaha arz etti:"Ey Rabbimiz! Onların içerisinde, kendilerine senin ayetlerini okuyacak, kitabı ve hikmeti öğretecek ve onları arındıracak, kendilerinden olan bir elçi gönder."(Bakara,129) Allah: Hz. İbrahim(a.s)in duasını icabet etmiştir ve buyurmuştur:"Okuma ve yazma bilmeyenler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, kitap ve hikmeti onlara öğreten elçi gönderen O'dur. Oysa onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içinde idiler."(Cuma,2) Bu ayetleri esas alarak anlaşılıyor ki, Peygamber Efendimiz(s.a.a) seçilmeden önce, halk ilim ve amel zorluğuna tutsak yaşıyorlardı. Cahillik ve sapıklık içindeydiler.

Peygamber(s.a.a)in elçi olarak gönderilmesiyle halk, ilim ve hikmet sahibi olup cehaletten kurtarılarak bilgilendirilmişlerdir. Böylece gerçek yola ulaşarak nefislerini tezkiye etmişlerdir.

İmam Hüseyin(a.s)Melekût ve bir tek nur hasebiyle, Peygamber Efendimiz(s.a.a)ile aynıdır. Buyurmuşlardır:"Hüseyin bendendir ve ben de Hüseyin den. Huseyini seveni Allah sever." Velayet sahibi olma hasebiyle, halkı âlim ve adil kılarak. Onlara ahkâmı, emirleri-nehileri, dini tanımları ve nefsi tezkiye bakımından, amelde başarılı olmalarını sağladılar.

Tüm Ehli Beyt(a.s), Rehberlik, tedris etme, doğru yolu gösterme, aydınlatma, hutbe okuma ve mektup yazma gibi birçok görevi üstlenip kendileri de yapmışlardır. Ama Seyyid-üş Şüheda İmam Hüseyin(a.s)bu kaleme aldığımız görevlere ilave etmiş, mektebin asıl temel sütunlarını bina etmek için ve asıl hedefe ulaşmak uğruna can ve canları feda etmiştir.

Yalnız İmam Hüseyin(a.s)kültürel, siyasal ve içtihadı mücadele ederek cihat etmiştir. Erbain Ziyaret namesinde şöyle okuyoruz: " O da halka hücceti tamamladı ve ümmete mazeret bırakmadı, yumuşaklıkla nasihat etti ve kullarını cehaletten ve delalet şaşkınlığından kurtarmak için senin yolunda kanını akıttı."

İmam Hüseyin(a.s)tek hedefi, âlim ve adaletin baki kalması uğrunda, halk arasında hiçbir mazeret bırakmadan, öğüt ve nasihatler ederek, can ve canlar feda ederek gereken her şeyi yaparak hücceti tamamlamıştır. Ey aziz! Sende Aşurayı ve erbaini yaşarken bir an sadece bir an otur düşün. Bak İmam Hasan Askeri(a.s)in buyruğuna ve bak Allahın Hz. İbrahim(a.s)a buyurduklarına.

Ve yine bak Hz. İmam Hüseyin(a.s)in mektebinin temel ilkelerine ve mücadelesinin ana unsurlarına. Nerde olduğunu görüp kendi adını kendin koy. Bırakma bir başkası sana ad koysun. Ya Rab.

Ehli Byet(a.s)in mahbubiyetleriyle yaşamayı bize nasip eyle. Ve imam-ı Zaman(a.f)in zühurunu acil kılarak, bizi onun yarenlerinden eyle.

Ya Rab, Bizi İslam dininin özünü, özüyle yaşamakta başarılı kıl.

Ya Rab, Bizi kendi nefsini temizleyen kullarından eyle. Ya Rab, Bizi Hz. İmam Hüseyin(a.s)in mektebinden ders alan kimselerden karar kıl.